Gizemli Çubuk 3 1

zyprexa

zyprexa inovina.com

lamictal pregnancy category

lamictal pregnancy autism click here

mildin pro medicin

mildin pro medicin http://hjerteburp.site/mildin-hjerte.php mildin medicin

Gizemli Çubuk

Sevgili okurlarım, dergideki köşemi hazırlarken neler yazacağımı düşünüyordum ve biraz ilhama ihtiyaç duyduğumdan bir kır gezintisinin iyi geleceğini düşünerek yola çıktım. Dolaşırken yerde duran uzunca bir çubuğa takıldım. Nereden bilebilirdim ilhamın tam da o çubuk olduğunu! Peri beklerken çubuk bulmak pek hoş olmadı tabii…

Çubuğu ikiye bölmek istedim ve nereden bölersem en güzel görüntüyü elde ederim diye düşünmeye başladım. Kısacası göz nizamı ayarına karar veremedim. Sizce bu önemsiz çubuğa çok mu gizem yükledim!

Bizlere "çok hoş bir ürün, güzel bir tasarım" dedirten şey, nedir? Neden bazı arabaların tasarımı bizde güven, rahatlık duygusu uyandırır. Neden günlük hayatımızda kullandığımız birçok şey, içgüdüsel olarak iyi tasarlanmış bir ürün duygusu uyandırır?

Mısır'daki piramitler, Leonardo da Vinci'nin Mona Lisa tablosu, ay çiçeği, salyangoz, çam kozalağı ve parmaklarınız arasındaki ortak özellik nedir?

Mehmet Bergil bir kitabında, “eğer uygulama veya işlevsel açıdan hoşa giden ya da son derece dengeli olan bir forma ulaşılmışsa, orada Altın oranı arayabiliriz” der.

Evet, bazı tasarımda göze hoş gelen “ideal” bir oran vardır. Hatta yukarıdaki bütün soruların cevapları altın oranda gizlidir.

Sanatçılar, bilim adamları ve tasarımcılar, araştırmalarını yaparken ya da ürünlerini ortaya koyarlarken orantılandırırken bu orana göre belirlemişlerdir. Leonardo da Vinci ve Corbusier tasarımlarını yaparken altın orana göre belirlenmiş insan vücudunu ölçü almışlardır. Günümüz mimarlarının en önemli başvuru kitaplarından biri olan Neufert'te de (mimarların, iç mimarların, teknik ressamların kutsal kitabı) altın orana göre belirlenmiş insan vücudu temel alınmaktadır.

Peki, bu oran nasıl hesaplanır? İtalya'nın Pisa Kenti'nde yaşayan Leonardo Pisano veya lakabı olan “Fibonacci”, Ortaçağ'ın en etkili matematikçisi dir. Fibonacci'nin bulduğu sayı dizisi, kendi adı olan Fibonacci sayıları olarak adlandırılmaktadır. Bu sayıların özelliği, dizideki sayılardan her birinin kendisinden önce gelen iki sayının toplamından oluşmasıdır.

Fibonacci dizisi 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987, 1597, 2584, ... şeklinde ilerlemektedir.

Dizideki sayıları bir öncekine böldüğünüzde, birbirine çok yakın sayılar elde edersiniz. Hatta serideki 13. sırada yer alan sayıdan sonra bu sayı sabitlenir. İşte bu sayı "altın oran" olarak adlandırılan 1,618'dir.

233 / 144 = 1,618

377 / 233 = 1,618

610 / 377 = 1,618

987 / 610 = 1,618

1597 / 987 = 1,618

2584 / 1597 = 1,618

Bir doğru parçasının Altın Oran’a uygun biçimde iki parçaya bölünmesi gerektiğinde, bu doğru öyle bir noktadan bölünmelidir ki; küçük parçanın büyük parçaya oranı, büyük parçanın bütün doğruya oranına eşit olsun. Bu oran benzer şekilde bir arabanın ya da başka bir ürünün tasarımında kullanıldığı zaman hem görsel hem de işlevsel uygunluk en üst düzeyde sağlanmış olur.

Altın oran kristal yapılarda da kendini gösterir.

Bunların çoğu gözümüzle göremeyeceğimiz kadar küçük yapıların içindedir. Ancak kar kristali üzerindeki altın oranı gözlerinizle görebilirsiniz. Kar kristalini oluşturan kısalı uzunlu dallanmalarda, çeşitli uzantıların oranı hep altın oranı verir.

Bilim adamları ve sanatkârlar, mükemmel güzellikte bir insan için de altın oranı tanımlamışlardır. Örneğin, insanda göbek ile ayak arasındaki mesafe 1 birim olarak kabul edildiğinde, insan boyunun 1,618’e denk gelmesi gibi... Benzer örnekler diğer uzuvlar için de verilebilir.

İngiliz estetikçi William Charlton insanların burgu şeklindeki 3 boyutlu bir şekil olan sarmalları hoş bulmaları ve binlerce yıl öncesinden beri kullanmalarını “Sarmallardan hoşlanırız çünkü onları görsel olarak kolayca izleyebiliriz.” diyerek açıklar.

Temelinde altın oran yatan sarmallar doğada şahit olabileceğiniz en eşsiz tasarımları da barındırırlar. Ayçiçeği ya da kozalak üzerindeki sarmal dizilimler bu konuda verilebilecek ilk örneklerdir. Bunun nedeni sarmaldaki daima aynı biçimde kıvrılması ve yayların büyüklüklerinin değişmesine karşın esas şeklin (sarmal) hiç değişmemesidir. Matematikte bu özelliğe sahip başka bir şekil yoktur.

Sanatçı ve mimarların altın orana rağbeti, İtalyan rahip ve matematikçi Luca Pacioli’ye dayanmaktadır. 15. yüzyılda Pacioli üç ciltlik ‘Kutsal Oran’ adlı bir risale yayınlamıştı. Altın Oranın ondalık açılımındaki rakamların grup halinde hiç tekrar etmemesini ise Allah’ın kavranamayan mahiyetine benzetmişti. Pacioli’den sonra birçok ressam, mimar ve müzisyen bu oranı eserlerinde kullanmıştır.

Altın oran ilk olarak Yunanlılar tarafından kullanılıp daha sonra bütün dünyaya yayılmıştır. Mısır’daki Keops Piramidi’nde, Paris’in ünlü Notre Dame Katedrali’nde altın oranın izlerini görmek mümkündür. Hatta Türk mimarisi ve sanatı da altın orana ev sahipliği yapmıştır: Konya’da Selçukluların inşa ettiği İnce Minareli Medrese’nin taç kapısı, İstanbul’daki Davut Paşa Camii’si, Sivas’ta Mengüçoğulların’dan günümüze miras kalan Divriği Külliyesi, Mimar Sinan’ın Süleymaniye ve Selimiye Camileri’nin minarelerinde de bu oran görülmektedir.

Peki ya dünyamızın altın oran noktası nerededir? Mekke şehrinin kuzey kutup noktasına olan uzaklığı ile güney kutup noktasına olan uzaklığının oranı tam olarak 1,618 yani altın orandır. Ayrıca Mekke şehrinin güney kutup noktasına olan uzaklığı ile iki kutup arasındaki uzaklığın birbirine oranı yine 1,618’dir. Altın orana bu benzeri özelliklerinden dolayı “tanrısal oran” da denir.

Doğada birbiriyle ilişkisiz canlı veya cansız pek çok yapının belli bir matematik formülüne göre şekillenmiş olması onların özel olarak tasarlanmış olduğunu gösterir.

Bu arada umarım yazımı okuduktan sonra elinizde bir cetvelle aynanın karşısına geçip 1.618 oranını bulmaya çalışmazsınız.

Her geçen gün yeni bir şeyler öğrenerek düşüncelerimizi yenilememiz ve ufkumuzu genişletmemiz dileklerimle…

Yazar : Muhammed İkbal Öztürk

Facebookda Paylaş

Diğer Pazarlama Konuları